Kadıköy

Kadıköy

İstanbul’un Asya yakasında yer alan tarihi ilçe. Tarihçi Herodot’a göre Kadıköy (Khalkedon) MÖ 670’lerde, tarihi yarımadadaki ilk yerleşim olan Byzantion’dan önce kurulmuştur. Özellikle sahile yakın kısmı Bizans öncesinden
19. yüzyılın başlarına kadar çeşitli dönemlerde kurulmuş yerleşmelerden izler taşır. Ancak Kadıköy ve çevresinin İstanbul’un ilk banliyölerinden biri haline gelecek kadar büyümesi, 1846’da koyulan vapur seferleri ve 1872’de açılan Haydarpaşa-Pendik banliyö tren hattıyla başladı. Giderek orta sınıflaşan Kadıköy’ün Rum, Levanten, Ermeni nüfusuna, özellikle II. Abdülhamit döneminde yerleşen Müslüman entelektüeller eklenince içkili mekânların sayısında artış yaşandı. Hayatının uzun bir dönemini Kadıköy’de geçiren Ahmet Rasim’in 20. yüzyılın başında uğradığı
yerler, ilçenin meyhane kültürü hakkında fikir verir. Üstat vapur çıkışlarında Kadıköy merkezindeki Mardik, Kara Miço, Kadifeli ve Hasırcı Galip’e takılır. Ama araştırmacı Adnan Giz’e göre Ahmet Rasim’in gözdeleri şimdiki
Fenerbahçe Stadı’nın yerinde bulunan Papazın Bağı ve Yoğurtçu Parkı’na inerken sağda yer alan Şifa Gazinosu’dur. Hatta Ahmet Rasim, Mütareke döneminde bir müddet ailesiyle beraber Papazın Bağı’na sığınmıştır. Giz’in aktardığı
bir başka meyhane, artık berhava olan Kuşdili Çayırı’nda meşhur Galatalı Hamdi’nin işlettiği Gülistan Gazinosu’dur. Bugün merkeze yakın bu meyhane ve gazinolardan eser kalmamıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, azınlık nüfusunun giderek azalmasıyla beraber meyhane geleneği zayıflarken, içkili mekânların Kadıköy’deki temsilciliğini Kadıköy Çiçek Pasajı etrafına açılan Olimpiyat, Fasıl gibi birahaneler yaptı. Günümüzde Fasıl hariç bunlar da kalmamıştır. Ancak son on yılda İstanbul eğlence hayatının çokmerkezli bir yapıya evrilmeye başlamasıyla, özellikle Kadıköy Çarşısı içinde içkili lokantalar türemiş, ayrıca Neşet Ömer Sokağı üzerinde sırasıyla Fasıl, Ehli Keyif ve 1972’den beri hizmet veren Benusen Meyhanesi’nin müşterileri artmıştır.
Kadıköy’ün minik semti Moda da, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında varlıklı Levanten ailelerin yerleşmesiyle değere binmiş, akabinde şaşaalı malikânelerden orta sınıf bir mahalle planına evrilmiştir. Moda’nın efsanevi meyhanesi, 1931’den beri hizmet veren Koço’dur. Resmi adı Moda Park Lokantası olan mekânın kurucusu Konstantinos Koço Korontos, 1928’de gene bu semtte Mühürdar Gazinosu’nu açmış ve bir süre işletmiştir. Cibali’nin ünlü içkili lokantası Cibalikapı Balıkçısı’nın yakın zamanda, Koço’nun hemen yanına şube açtığı da not düşülmelidir. Moda’dan Kalamış ve Fenerbahçe’ye doğru gittiğimizde
tarih birkaç önemli meyhaneyi işaret eder. Şehrin bu kısmının sahilleri Kanuni Sultan Süleyman döneminden (1520-1566) beri sayfiye amaçlı kullanılıyordu, ancak yoğun ziyaretler 1872’de tramvay hattının devreye girmesiyle
başladı. 20. yüzyılın başında Kalamış’ın en ünlü iki mekânı iskeleye yakın Vasil ve Todori’nin meyhaneleridir. Araştırmacı Dr. Müfid Ekdal, “iki tek atılan” Filip’in bakkalını da koltuk meyhanesi olarak zikreder. Bugüne sadece Todori meyhanesi kalmıştır. Ancak o da artık Fenerbahçe Spor Kulübü’ne ait olduğu için herkese açık değildir. 20. yüzyılın ilk yarısındaki önemli içkili mekânlarından biri de, Fenerbahçe’de, aynı adlı otelde bulunan Belvü Gazinosu’dur. Köklü spor kulüpleri Fenerbahçe, Galatasaray ve Marmara Yelken’in Fenerbahçe Burnu’ndaki lokalleri aynı zamanda birer içkili lokanta olarak hâlâ hizmet vermeye devam etmektedir. Kadıköy’ün güney doğusuna doğru uzandığımızda, 20. yüzyılın ilk yarısından 90’lara kadar açık olan Caddebostan ve Suadiye gazinoları ile
karşılaşırız. Sahil yolu açılmadan önce bölgenin kayıkhanelerinde ve sahil büfelerinde içki servisi yapıldığı bilinir. Suadiye sakini Kemal Tahir’in Samim Aşkın müstear ismiyle yazdığı Halk Plajı romanında bu tür muhabbetlere rastlanır. Günümüzde gene kaçak olarak ya da danışıklı dövüşle açılan bazı sahil kahvelerinde demlenmek mümkündür. Caddebostan’ın İskele Sokağı, özellikle son on senede şenlenmiş, ancak epey eklektik bir gece hayatını ağırlamaya başlamıştır. İngilizlerin “balık, patates kızartması ve bira” üçlemesini taklit eden yerlerden, futbol maçı seyredilen lüks birahanelere uzanan tuhaf bir çeşitlilik arasında, çivit mavisi sandalyeleri ve balıkçı ağlarından müteşekkil dekorlarıyla eski balıkçı meyhanelerine benzeyen birkaç yer göze çarpar. Bunlar arasında tevellüdü en eski olanlar Kavala ve Kıraça Balık’tır. Kadıköy’ün Maltepe ilçesiyle sınır semti Bostancı ise içkili lokantalar açısından karışık bir çeşni sunar. Başta Kale olmak üzere yarım düzine birahane, Selçuk ve Livar gibi balık lokantaları sahil bölgesinde yoğunlaşır. Semte adını veren Yeniçeriler’e bağlı Bostancı Ocağı’nın nöbet beklediği Bostancı Köprüsü’nden başlayan kasaplar çarşısı üzerinde de meyhane-birahane karışımı mekânlar vardır. Bu sokağın meşhur meyhanesi Gaskonyalı Toma çoktan tarihe karışmıştır. Ancak Bostancı’nın en namlı rakı merkezi Hatay Meyhanesi’dir. 1967-1986 yılları arasında Kadıköy’de faaliyet gösterdikten sonra şimdiki yerine taşınan meyhane, Cemal Süreya Derneği tarafından ayda bir düzenlenen toplantılarla edebiyat camiasının durağı olmaya devam etmektedir. ULUS ATAYURT

Adnan Giz Bir Zamanlar Kadıköy / Dr. Müfid Ekdal Kadıköy / Ahmet
Rasim Anılar ve Söyleşiler / Sermet Muhtar Alus İstanbul
Kazan Ben Kepçe / Osman Cemal Kaygılı Köşe Bucak İstanbul /
Vefa Zat Eski İstanbul Meyhaneleri
CENGİZ KAHRAMAN
Kadıköy balıkçılar çarşısı
231 kafayı çekmek

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>